Internet Explorer 8 karın doyurur mu?

Microsoft, Internet Explorer 8 için çok ilginç bir kampanya başlattı. Internet Explorer 8 her indirildiğinde 8 kişinin karnı doyacak.

İşte detaylar...

Microsoft, sosyal sorumluluk projesi olarak tarayıcısı Internet Explorer 8'i kullanarak ilginç bir kampanyaya imza attı. Browserforthebetter.com adresi üzerinden internet kullanıcılara ulaşan kampanyanın amacı, kıran kırana geçen tarayıcı savaşlarında Internet Explorer 8'in payını yükseltmek, Amerika'daki yoksul ve açların ihtiyaçlarını karşılamak.

1 Kez İndir 8 Kişi Doysun

Site üzerinden, işletim sisteminize uygun olan (Vista veya XP için 32 Bit ve 64 Bit) tarayıcıyı indirip kurmanız halinde, her kurulum için 8 öğün yemek Microsoft tarafından ilgili yardım kuruluşuna bağışlanıyor.

Teknoloji sitesi ShiftDelete.Net'in haberine göre sadece Amerika ile sınırlı olan ve 8 Haziran'da başlayan kampanya, 8 Ağustos'a kadar devam edecek. Her download işlemi için Microsoft'un kasasından 1,15 dolar çıkıyor.

Bağışlar, bu şekilde hazırlanıyor.

Sınırsız mı?

Milyonlarca kullanıcının bu kampanyaya ilgi göstermesi durumunda zor durumda kalacağını düşünen Microsoft, bu durum için bir de önlem almış durumda. Yazılım devi tarafından yapılacak bağış, 1 milyon dolar ile sınırlandırılmış durumda.

Kaynak: SDN - http://shiftdelete.net


Stres Oluşumu ve Çözümleri

Trafikte araba kullanmak, yorucu işlerde çalışmak, bir hastanın bakımının sorumluluğunu almak, eşler arasındaki tartışmalar, stres diye tabir ettiğimiz, hayatın güçlükleri içindeki bazı etkenlerdir. Kimi zaman hayatın değişik yönlerinden meydana gelerek karşımıza çıkan stres sağlığımızı kimyasal ve fiziksel oluşumlar, bakteri ve virüsler kadar etkiler, aynı zamanda bunlar kadar önemlidir.

Her insanın tepkisi ve mücadelesi kendine göredir. Örneğin, aile içindeki tartışma, bir birey için kalp kriziyle sonuçlanırken, bir diğeri için kızgınlıktan öteye gitmez. Başka biri için bu tartışma, iyi yönde davranışlar için bir ikaz olarak kabul edilir. Bu şekil olaylar sonucunda kişinin tepkisi ne olursa olsun. onu bütün herşeyiyle etkiler. Beyni kadar, vücudu da stres altında kalır ve etkilenir.

Göz yaşının, yüz kızarmasının, terlemenin ve ellerdeki sıcaklık değişikliği gibi durumların heyecan, sevinç, korku hisleri sonucu belirdiğini hepimiz biliriz. Kalbin hızlı bir şekilde çarpması, korku duyulduğunda soluğun kesilmesi çoğumuzun bildiği olaylardır. Kızgın birinde onu sinirlendiren şartlar midesinde, duruşunda ve en önemlisi yüzünün aldığı şekilde kendini gösterir. Dışarıdan gelen bütün etkenlere vücut tepki gösterir.

Stresin en belirgin özellikleri beyine ve vücuda zarar vermesi, erken yaşlanma ve organlarda rahatsızlıklardır. Stresle en kolay başa çıkabilme yolları; egzersizler, doğru solunum, gevşeme ve masaj olarak sıralanabilir.

Egzersizler: Stres anında damarlar daralır ve kan dolaşımı yavaşlar. Bu sayede hücreler oksijenden mahrum kalır. Egzersiz yapıldığı takdirde dolaşım başlar, hücreler beslenir ve vücut, ritmini düzene sokarak stresin etkilerinden kurtulur.

Doğru Solunum: Vücutta oluşan zararlı bazı kimyasallar, solunum yoluyla rahatlıkla atılabilir. Derin nefes almak evinizi havalandırmak gibidir. Kalp ve ciğerler daha kolay çalışır, vücuttaki oksijen dolaşımı artar. Burundan nefes alıp, ağızdan vererek doğru soluduğumuzda beynimize oksijen gitmesini sağlayarak, stresin beyindeki zararlı etkilerini azaltabiliriz.

Gevşeme: Stres altındayken kasların gerilmesi, solunumun artması, kan şekerinin yükselmesi gibi durumlar çok sık görülür. Gevşemeyle bunlar azalarak düzene girer ve kişi beynini berraklaştırıp daha net ve sağlam düşünmeyi, kendini dinlendirip, dinlemeyi sağlar.

Masaj: Bir uzman tarafından yapıldığı sürece strese karşı en etkili yöntemlerden biridir. Vücutta hissetmeyi etkinleştirdiğinden rahatlama sağlar. Bunun yanında vücudu dinlendirip, kasların gevşemesine yardımcı olur.

Günümüzde stres terapileri bu yöntemlerle stresten uzaklaşamayan kişiler için mutlak çözümler sağlamaktadır. Bir uzmanla görüşüp uygun tedavi şeklinde karara varıldığında, çözüm için geriye çok küçük bir kaç detay kalır. Değişik yöntemlerle, sorunsuz, kolaylıkla aşılabilen stres, modern çağda çoğumuzun sorunu olmasına rağmen, insanların bilinçlenmesiyle ortadan kaldırılabilecek bir sorundur.

Ayrıca: http://www.aydinmedya.com/haber/yazar.asp?yaziID=20


Facebook'ta silinen fotoğraflar yok olmuyor!

Facebook'taki fotoğrafların ömrü ne kadar? İşte asla kaybolmayan zombi resimlerin sırrı...

Herkes hata yapar. Yorucu bir akşamdan sonra sabah kalktığınızda arkadaşlarınızın "sevimsiz" bir sabah halinizin fotoğrafını çekmesine engel olamamış olabilirsiniz. Ya da kesinlikle kimsenin görmesini istemediğiniz özel bir resminiz "şakacı" bir arkadaşınızın eline geçmiş olabilir. Daha da kötüsü "şakacı" arkadaşlar bu tip fotoğrafları Facebook veya MySpace gibi sosyal ağ sitelerine yüklemeyi pek severler. Neyse ki tüm bu fotoğrafların silinmesini sağlamak mümkün.
Ama ya bu fotoğraflar silinse bile ortadan kaybolmuyorsa? Bir zombi gibi peşinizi asla bırakmıyorsa?

Ne yazık ki Cambridge Üniversitesi'nden bir araştırma ekibi zombi fotoğrafların varlığını kanıtladılar. Sosyal ağ sitelerine yüklenen fotoğrafların gerçekten silinip silinmediğini denemek için 16 farklı siteye birer resim yüklediler. Kısa bir süre sonra ise tüm resimleri, herkesin yapacağı gibi sildiler. Peki sonuç? 30 gün sonra sitelerden 6 tanesinde resimlerin izine ulaşmak hala mümkündü!

Araştırmacılar yükledikleri resimlerin adreslerini kaydettiler ve bu sayede sadece bu adresleri tarayıcıya yazarak test etmek mümkün oldu. Test edilen 16 siteden sadece Windows Live Spaces özel bir yöntem kullandığı için adresi saklamak mümkün olamadı. Flickr, Orkut ve Photobucket resimleri anında sildi, bazılarında ise birkaç saat sonra silindi.

Ama Bebo, Facebook, hi5, LiveJournal, MySpace ve SkyRock sitelerinden ise resimlere ulaşmak hala mümkün.

Şu adresten hangi resimlerin silinmemiş olduğunu kendiniz de görebilirsiniz. En üst satırda resmin orijinali görünüyor. Onun altında, sol tarafta resim şu anki hali, sağında bu resmin hangi siteden geldiği yazılı. Görüntülenemeyen resimler silinmiş olanlar. Resimlerin hala göründüğü siteler ise 30 günden uzun süredir resimleri silmeyi henüz başaramamış durumda.

Kaynak: CHIP


SMS Niye 160 Karakter?...

SMS gönderirken 160 karaktere sığmakta zorlanıyorsanız bunun suçlusu ile tanışmaya hazırlanın.

Kısa mesaj günümüzde özellikle genç kullanıcıların vazgeçemedikleri bir özellik. Fakat bir de şu 160 karakter sınırı olmasa... Sırf bu yüzden pek çok kullanıcı kısaltmalar kullanmak zorunda kalıyor. Ama neden kısa mesaj 160 karakter ile sınırlı? Niye 150 veya 200 değil de 160? Bunun sebebinin teknik bir zorunluluk ile ilgili olduğunu düşünebilirsiniz. Fakat işin gerçeği, bu 160 karakter sınırının herhangi bir teknik sebebi yok.

Bunun tüm suçlusu Friedham Hillebrand adlı bir Alman.

1985 yılında, iletişim araştırmacısı olan Friedham Hillebrand ve bir kaç meslektaşının önemli bir görevi vardı. Görevleri taşınabilir telefonların görüntüleyebilecekleri metin tabanlı mesajlar ile ilgili standartları oluşturmaktı. Hillebrand bir mesajın en fazla kaç karakter içerebileceğine karar vermeliydi. Daktilosunun başına oturdu ve yazmaya başladı. İnsanların bir kısa mesajda yazmaları muhtemel rastgele notlar ve sorular yazarak bütün bir kağıdı doldurdu. Sonra bu notların hepsini okudu. Görünüşe göre 160 karakter her kullanıcı için fazlasıyla yeterli olacaktı ve o günden sonra 160 karakter standart olarak kabul edildi.

İşte 160 karakter ile sınırlı kısa mesajın kısa tarihi...

Kaynak: hurriyet.com.tr


İnternetin önlenemez yükselişi korkutuyor...

Son 1 yılda internet kullanıcılarının sayısı akıl almaz biçimde arttı; ama tünelin ucu karanlık...

Dünyanın dört bir yanındaki kullanıcı sayılarının artması nedeniyle internet servis sağlayıcıları, artan talebi karşılamakta zorlanıyorlar. Yapılan bir araştırma internet trafiğinin 2008 yılında, bir önceki yıla göre tam %64 arttığını ortaya koydu. Yani 2007'de gerçekleşen tüm internet trafiği, 1 yıl içerisinde yarısından fazla arttı. Bu derece artan trafiğe dünyanın hemen hiçbir yerinde tam olarak hazır olan bir servis sağlayıcı yok. Çare ise bant genişliğini arttırmak için su altına yeni kablolar döşemekten geçiyor.

2008 yılında su altından geçen 15 yeni kablo döşenmiş ve bu sayede artan internet trafiğine çare bulunmaya çalışılmıştı. Bu yıl ise 16 yeni kablo daha döşeneceği açıklandı. Su altından geçen kablolara en büyük yatırım 2001 yılında yapılmış ve o yıl döşenen su altına kabolarına tam 13,6 milyar dolar harcanmıştı. Neyse ki teknoloji gelişti, maliyetler düştü. 2009'un su altı kablolamasının fiyatı sadece 2,6 milyar dolarcık.

Bu yeni kabloların artan internet trafiğe bir süre için çözüm olacağı tahmin ediliyor.

Kaynak: CHIP


ABD hükümetine özel XP geliştirildi!...

Microsoft ABD hükümeti için özel ve daha güvenli bir XP geliştirdi ama bu XP herkese açık... gibi...

Geçtiğimiz günlerde Microsoft ve ABD hükümetinin bir süre önce ortak bir projede çalıştığı haberleri duyulmaya başladı. Habere göre Microsoft, ABD Hava Kuvvetleri'nin isteği üzerine var olan Windows XP sistemi üzerinde bazı değişiklikler yaptı ve çok daha güvenli bir hale getirdi. Haberlerde özel geliştirilen ve ABD askeri standartlara uygun bir şekilde düzenlenmiş XP'nin dışarıdan kullanıma kapalı olduğu bilgisi de yer alıyordu.

Microsoft'tan bu habere yalanlama geldi. Yalanlanan kısım ise özel geliştirilmiş XP değil, bu XP'nin sadece ABD Hava Kuvvetleri'ne özel olması bölümü. Microsoft'tan Roger Grimes; "Herkes ile aynı alt yapıyı kullanıyorlar. Özel ayarları ise sadece Hava Kuvvetleri'nin erişebileceği şekilde dağıtmadık" dedi.

Yani bu özel yapım XP herkese açık. Tabii ki bu "özel kasa" XP'yi almak için Microsoft'la ayrıca görüşmek ve "özel" bir ücret ödemek gerektiği de kesin. Bunlara ek olarak arttırılmış güvenlik önlemleri, normal kullanıcıların ihtiyaç duyacağı pek çok yazılımın çalışmasını da engelleyebilir...

Kaynak: CHIP


Anneler Günü İçin Özel...

Sen annemdin
Benim canım annem
Paylaşılmayan büyük
Dedikleri şu küçücük
dünyaya
sevgi dolu kalbinde,çiçekler
kalbinde açan çiçekler içerisinde
sevgi dolu yüreğinle getirdin beni
Şu vefasız,
acımasız dünyaya.
Beni bağrına bastın
Beni sevdin, sevdin
karşılık bile beklemeden.
Küçücüktüm,
ellerim yumuk yumuktu
Gözlerim kıpır, kıpır
Kimseyi tanımadan
seni tanıdım anne.
Benim güzel annem,
Kimseyi koklamadan
senin kokunu aldım
Bana memenden süt verdin,
hayatıma can verdin
Sarılıp şefkat verdin
Beni büyüttün,
ve de
Yürüttün,
beni yürüttün.
Senden habersiz sokağa çıktım
Ve sokakta düştüm ağladım
Sende benimle düştün
sende ağladın
Hem de sessiz göz yaşlarını göstermeden.
Ben çığlık çığlığa kahkahalarla gülerken
Sende benimle güldün.
Yanlışlarımın yanında, doğrularınla
Toplum içindeki toplum kurallarında
Güzel ve iyi yaşam tarzında
Hayatımın her boyutunda
Hep sen vardın yanımda.
Hep sen vardın yanımda
Benim güzel annem
Benim güzel annem.
İçimdeki beni, ben yapan sendin
Ekmek hamuru gibi yoğurdun
Ona en güzel şekli verdin
Diken olmayı değil
Bana hep gül olmayı öğrettin.
Baş tacı olup yakaya takılmak için
Benim güzel annem.
Ben sevmeyi bilmeden
Bana sevmeyi öğrettin
Hep kulağıma fısıldadın
Sen hep güzel bir söz ol
anılmasını bil dedin
Benim canım annem.
Beyaz olmuş
zenci olmuş
Kızılderili
sarışın olmuş
fark etmez
Kadın olması
ve anne olması yeter
Sevgisiz dünyada zaman geçmez.
Tüm umutlarınız sevgiyle dolsun.
Anna Jarvis adına tüm dünyadaki
Annelerin anneler günü kutlu olsun.


Cep Telefonunda Projektör Devri...

Artık sinemanızı her zaman yanınızda gezdirebilirsiniz: Projektör özelliğine sahip cep telefonlar ve mini projektörler ile artık bu mümkün. Piko Projektörler o kadar küçük ki, bütün cep telefonu kasalarına yerleştirilmeleri mümkün. Ve inanın böyle bir aygıta sahip olmak gerçekten havanıza hava katacaktır.

Film izleme olgusunu kökten değiştirebilecek bir buluş için perdeler açılıyor. Birçok uzmana göre, 2009 senesi Piko Projektörlerin yılı olacak; hızlı davranan birkaç cep telefonu üreticisi, şimdiden ürünlerine projeksiyon yongasını yerleştirip üretime başladılar. Tahminlere göre yılbaşına doğru bu ürünler bol çeşitleri ve daha olgun modelleri ile piyasada olacaklar.

Henüz bu akımın nasıl şekilleneceği belirsizliğini sürdürüyor. Samsung i7410 modelinde; Texas Instruments üretimi bir Piko DLP yonga kullanıyor. DLP modülünün büyüklüğü, şimdilik, aşağı yukarı bir üzüm tanesi kadar.

Rakip firma Microvision ise Piko Projektörlerinde lazer teknolojisini kullanıyor.

Hangi teknolojinin daha başarılı olduğunu ve mini projektörlerin resim kalitesinin nasıl olduğunu ileriki sayfalarda size aktaracağız. Konu ile ilgili bütün teknolojileri ve hangi ürünlerin yeterli olgunluğa eriştiğini inceliyoruz.

Kaynak: CHIP


Windows 7: MS bir IE 8 özelliğini kapatıyor...

Windows 7'nin RC sürümünde bulunan IE 8'in iddialı yeni özelliği ani bir güncellemeyle kaldırıldı.

Microsoft bir Internet Explorer 8 özelliğini yazılımdan çıkardı. Çıkarılan bu fonksiyon tarayıcının yanıt vermeyen sekmelerle nasıl baş edebileceğini belirliyordu. Şimdiye kadar kullanıcı sunucu yavaşlaması ya da benzer sebeplerden dolayı çok yavaş çalışan sekmeler hakkında bilgilendiriliyordu. Bu özellik bir güncelleme ile devre dışı bırakılıyor.

Atılan bu adımın arkasındaki sebebin ne olduğu tam olarak belli değil. Yüksek bir ihtimalle bu fonksiyonun günlük kullanımda Vista'daki Kullanıcı Hesabı Denetimi gibi çok fazla uyarı mesajına sebep olduğu için devre dışı bırakıldığı düşünülüyor.

Windows 7 RC ile gelen ve sadece 1 gün sonra güncelleme ile kaldırılan bu özellik, bir sekmenin çok yavaş çalışıp çalışmadığını belirlemek için arka planda sürekli olarak bir zamanlayıcı çalıştırıyordu. Belli bir aralıktan sonra sekmeyi kapatma veya sayfayı yeniden yükleme imkânı sunuluyordu.

Microsoft bu mesajların ne zaman çıkacağını ise yaptığı firma içi testlerle belirlemişti.

Yayına giren güncelleme zamanlayıcıyı hiçbir mesaj çıkarmayacak şekilde yeniden değiştiriyor. Windows 7'nin nihai sürümü çıkana kadar Internet Explorer 8'in bu özelliği bir kez daha elden geçirilecek.

Kaynak: CHIP


Firefox, IE8'i Kendi Evinde Yere Serdi.!!!

Microsoft'un geçtiğimiz ay yayınladığı web tarayıcılarının performansını test etme yönergelerinde açık ara farkla kazanan kim oldu dersiniz?

Geçtiğimiz ay Internet Explorer 8'in gücünü göstermek amacıyla, web tarayıcılarının performansını ölçmeye dair bir yönerge yayınlayan Microsoft, Firefox 3.5 Beta 4 ile ortaya çıkan tabloyu gördükten sonra muhtemelen bu hamleye hayli pişman oldu. Zira web tarayıcılarının sayfa görüntüleme hızını ölçmeye dair, Microsoft'un tavsiyesine uyup 25 web sitesini Firefox 3.5 Beta 4 ve Internet Explorer 8'de kıyaslayanlar, Mozilla'nın bir zaferine daha tanıklık etti.

Yapma IE8, Yapma Bunu...

Her ne kadar aradaki fark insan algılarının ötesinde, sadece milisaniyelerle ifade edilse de, birçok siteyi yeni Javascript motoru sayesinde IE8'den çok daha hızlı görüntüleyen Firefox 3.5 Beta 4, genel toplamda da rakibine tam %81'lik fark attı.

Hesaplama yaparken IE8'den %477 hızlı olan Firefox 3.5 Beta 4, yeni sayfaları da Microsoft'un tarayıcısının dörtte üçü kadar sürede açıyor. Bakalım Firefox 3.5'in final sürümü yayınlandığında aradaki fark ne kadar açılacak.

NOT : Yukarıdaki Microsoft Raporuna direkt PDF formatında olarak bu linkten ulaşabilirsiniz.

Kaynak : http://shiftdelete.net


Neredeyim?

Şu an gezmekte olduğunuz Blog sayfası, Baki Burak ÖĞÜN'nün İletişim ve Bilişim Teknolojileri ve Ülke meseleleri konusunda yenilikler, fikirler ve daha neler neler sunduğu, kişisel projelerini tanıttığı harikulade web günlüğüdür ....

Son yazılar

Son yorumlar

Arama

Yasal Uyari

Site iceriginin izinsiz kopyalanmasi yasaktir.

© Copyright 2009